Başbakan Erdoğan kendisinin sesi Zaman Gazetesi’nin 25. Yıl kutlamasında manşetler sayesinde iktidarı almasını şereflendiriyor. Belli ki zamanında zoruna gidip hırs yapmış olduğu “muhtar bile olamaz” değerlendirmelerine atıf yaparak “Biz manşetlerle çarpışarak bugünlere geldik. Adeta manşetlerle savaştık” yanıtını veriyor.

 
Fakat bu manşet mefhumu neymiş arkadaş değil mi? Manşetle Başbakan devirebiliriz demek ki. Biz neye bu kadar uğraşıyoruz ki sadece manşet çalışalım o zaman. Facebook çağrılarını devrimin ön günü sananlar, maillerde her şeyi kurup dağıtanlar, iş başına. Bari oturun manşet çalışın da bir faydanız olsun.
 
Zaman manşetleri atmış, Tayyip Erdoğan diktasına kavuşmuş. Aman ne anlam, ne yüceltme, ne gazlama. Tutuklu gazeteciler sıralamasında dünya birinciliğine doğru koşuyoruz, kendi yayın organı gibi çalışan gazeteyi kral ilan ediyor. Biri kör diğeri sağır. Sözüm ona basına ne kadar önem verdiğini sergilemiş oluyor Başbakan.
Adalet mekanizmasının üstünde tepindikleri esnada AKP Hükümeti gırla özelleştirme, köprü yapımı, alım satım, devir teslim yaparak ekmeğimizden daha da fazla çalıyor. İşsizliğin sürekliliğini sağlamaya devam ediyor.
Hrant’ın katilleri affedilirken, Roboski’nin katilleri affedilirken, kadınların katilleri affedilirken, Diyarbakır’da insan kemikleri çıkarken AKP bir yandan parasına para katıyor.
 
Kayıp aileleri çıkan insan kemiklerinin peşini bırakmıyor, mezarları için başvuru yapıyor. JITEM’in katliamlarından tesadüfen kurtulduklarını dünü yaşar gibi anlatarak.
 
Binlercesi gibi Beyaz Toros’a bindirilerek götürülmüş, bugüne kadar haber alınamamış 23 insan bedeni, 29 aile başvurusu.
 
Aileler bir an bile nefes almamış evlatlarını kaybettiklerinden beri. Bir an boş bırakmamış kaybettiklerinin hatırasını.
 
103 yaşını geçmiş olan çınarımız Berfo Ana gibi. Oğlu Cemil Kırbayır’ı kaybettiğinden beri gözünü kırpmayı kendisine haram etmiş. O gözleri hiç bir süreç yıldırmamış.
 
Press filmini izleyin. Nasıl bir kabus, nasıl bir gözü dönmüşlük, nasıl bir sistematikle devlet politikasının bölge insanlarının ensesinde dolaştığını göreceksiniz.
 
Erhan Tuncel’i serbest bırakırken eli çabuk olan devlet, insan kemikleri çıkarken, 34 köylünün katliamını incelerken olabildiğince ağır davranıyor. Heron görüntüleri bir türlü izlenemiyor. Para verme işlemini hızla yapan kapitalist devlet incelemeyi bir türlü hızlandıramıyor.
 
JITEM ile hesaplaşma AKP’den geçmiş görünüyor. İstediği kadar Kürtlerin mücadelesine saldırsın. Laf cambazlığı ile kapatmaya çalışsın. Tayyip Erdoğan’ın yolu böyle yaptığı sürece Tansu Çiller’in yolu ile bir yerde birleşiyor. Bildiğimiz kısmını onaylayıp asla başka bir adım atmayarak. Atmadığın adımların hesabını, elbet verirsin sandıkta.
 
Bu kafadaki hükümet, Hrant Davası ile Roboski katliamının kapanmayacağını söylese de ne yapar? BDP’nin konuyu meclisin takip etmesi için verdiği önergeyi direkt reddeder. Derdi karanlıklarda pazarlıklarını sürdürebilmek.
 
İnsan kemikleri Diy