Seçim sonucu için en dikkate alınacak veriler ve ülkenin içinde bulunduğu nesnelliğe dayalı gözlemler seçimin ikinci tura kalacağını söylüyor. Ekonomiyi batma noktasına taşıyan bir iktidar doğrudan rıza alamaz, bu aşamadan sonra da halkın rızası olmadan adım atamaz. Nisan’dan Mayıs’a düşen oy oranları da, devam etmelerine rıza verilmediğinin en açık kanıtıdır.

Muhalefet bir tur geçmeyi başarmışken ikinci turda kazanması için de emin olun bu ülke canını dişine takar. Gezi’nin 5. yılında bilelim, bu ülkenin milyonları önüne gelen kritik imkanlara hiç bir zaman sırtını dönmedi. Tamtamına sınıfsal bir tavır aldı, hiç yüksünmeden ayağa kalktı, yine kalkacaktır. Hiçbir ekonomik gösterge, hiçbir muktedir kararı, bunun önünde duramaz. Seçimle geldiler, seçimle de giderler. “Geldikleri gibi giderler!” Kişi hükmü değil, yasaların hükmü işleyecek.

*

Yalnız bu seçimde temel bir şart oluştu; HDP mutlaka ama mutlaka barajı aşacak. Aşması için el birliği yapmamız gerekecek. Bu gerçek öyle anlaşılmış durumda ki, dört bir yanda buram buram havası esiyor. Deneyin göreceksiniz, oy için halklara gidildiğinde en rahatlıkla anlatabilecek demokrasi hedefidir. Ülkenin kurtuluşunu kaynaşarak anlatmanın en hayati fırsatlarından birisidir. Memleket sathında kıymetini bilmenin tam vaktidir.

HDP 7 Haziran'ı aşacak şekilde, tek adam rejimine karşı güçleri birleştirmenin gailesini taşıyor. Bu saatten sonra bu havayı hiçbir yeni tartışma bozamayacak. Ülke, ne denirse densin HDP'nin barajı geçmesine kilitlenmiştir. HDP de tek adam rejimine karşı, ülkenin baraj konusundaki desteğine kilitlendi. Elbette ki HDP barajı geçecekse Demirtaş’ın serbest kalması için her yol denenmelidir. Demirtaş’ın tutuklu kalmasını sadece sen, ben, o değil, oy kullanma yeterliliğine sahip kimse kendine yediremiyor. Cezaevinde tutulması ülkenin boğazındaki bir yumru haline geldi.

*

Demirtaş'ın cezaevinde tutulmasını iktidar izah edemiyor, hukuken savunamıyor. Hem tutukluluğuna rağmen ülkenin Cumhurbaşkanı adayı olması onaylanacak, hem de cezaevinde tutarak ifade hakkını engellenecek; ülke buna gelmiyor, gelemiyor. Anayasa’nın "seçme, seçilme, siyasi faaliyet hakkı" maddeleri “bir aday için geçerli değildir” denilemez. Nitekim tutukluğunun devamı kararına şerh düşen Ağır Ceza Mahkemesi’nin hakimi de demedi, karşı çıktı. Üye hakim; "Selahattin Demirtaş'ın tutukluluğu uygun değildir, Anayasa'ya aykırıdır" dedi.

Şimdi gözler Anayasa Mahkemesi’ne itirazdan sonra yapılan bireysel başvuruya çevrildi.  AYM öncelikli ele alarak bir kaç gün içinde karar verebilir. Mustafa Balbay, Selma Irmak son olarak da Şahin Alpay için bu şekilde karar alınabildi. Selahattin Demirtaş’ın yirmi gün üstünde seçmeni ile Cumhurbaşkanı adayı olarak özgür propaganda hakkını kullanması ülkedeki dengeyi alt üst etmeye yeter olabilir.

*

Yargı hükümet talimatlarının dışına çıkma sınırına dayanmış bulunuyor. Demirtaş’ın cezaevinde tutulmasına “Delilleri karartma şüphesi var” deniliyor. Delil dedikleri de milyonlarca insanın canı gönülden alkışladığı konuşmaları. Türkiye’nin Cumhurbaşkanı adayı işi gücü bırakıp eski konuşmaları olan delilleri karartacakmış. Bu yargıya ve bağlı hareket ettiği iktidara ancak acınabilir.

Nitekim baştan itibaren  anayasaya dayanarak seçimlere gidilmesi, anayasaya bağlı mahkemeler var iken anayasaya aykırı olarak Demirtaş’ın alıkoyulması, AKP-MHP-sarayı (Cumhur ittifakı) zora soktu. Öyle ki, bu zorluk içerisinde Bahçeli, Çakıcı görüşmesini devreye sokma gereği gördü.

Anayasa Mahkemesi örnek kararları mevcuttur. Bir mahkeme hakimi kadar olup, Demirtaş’ın özgürlüğüne pek tabi ki AYM karar verebilir. Hızla karar verdiği özel kararları var ve Demirtaş’ın tutukluluğunun Anayasa’ya aykırı olduğu ayan beyan ortada duruyor.

Tek adam rejimini yenmek için HDP'li bir meclisi isabetli bir şekilde sürekli vurgulayanlar, Selahattin Demirtaş'ın özgür kalmasıyla seçmenine seslenen bir adayla, hızla büyüyecek HDP oy oranını da hesap etmek durumundalar. Bu yüzden Demirtaş'ın serbest kalması için AYM'ye çağrılar iktidara baskılar büyütülmelidir.

*

Artık "ustalık dönemi eserleri" ve "seçimlerden sonra enflasyon düşecek" lafları havada hızla uzaklaşan balonlara benziyor. Halka ulaşacak bir vasıf kazanamıyor. Vaatleri ve İnce karşıtlığı ile patinaj yapan AKP'nin hükmünün ekonomi cephesinde geçerli olmadığı, tekçilikle çözüm üretmenin reel sınırlarına dayandığı döneme geldik dayandık. Ekonominin, maddi olguların hareket yasaları tek kişi hükmünü aldı aldı duvara vurdu; “neymiş senin faizsizlik hurafelerin? Artırın şu faizleri!”.  Tek kişi değil Anayasa ve ekonominin yasaları devreye girdi. Beş yıl once Gezi’ye “Faiz Lobisi” dediler, hurafelerle ülke ekonomisini yönetmeye çalıştılar, ülkeyi büyük bir ekonomik durgunluğa soktular, her gün faiz uygulama zorunluluğuna tosladılar.

Sağda solda ahkam kesiyor, “B-C planlarım var” derken allah aşkına neyi kast ediyor olabilir? Ekonomi de kaç şeyi kast etti de işte gördük, ortada. Gücü yettiği illerde Kürt illerinde seçim sandıklarını birleştirdiğini görüyoruz. Görüyoruz da o illere de kalekolların işlemediğini hepimiz biliyoruz. 7 Haziran öncesi mitinglere yolladıkları bombalar işlemedi, biliyoruz. Muhalefet de bunu görmeyip gücü yettiği ölçüde HDP’ye destek olmaz ise geride kalır. Asıl HDP’nin barajı geçmesini sağlayacak destek buralarda ortaya çıkabilecektir.

Koltuk değnekleri ile tekerlekli sandalyelerle sandıklara koşan halkı içimiz titreyerek gördük. Yakalanan imkanlarla daha fazla yürekler çarpıyor.