Hakan Öztürk / hakanozturk1871@gmail.com / 2014.08.27

Çok garip bir olay yaşandı.
Karısını öldüren adam kendini kilitlediği evin penceresinden “Her şey Fatma Şahin yüzünden oldu. Onun kadınlar için çıkardığı kanunlar yüzünden oldu" diye bağırdı.
Fatma Şahin ne hissetmiştir acaba?
Ne düşünmüştür?
Ne sonuca varmıştır?
“Bak görüyor musunuz kendi tabanımı kaybediyorum” mu demiştir?Kendi tabanını kaybettiği için yanlış yaptığını mı hesap etmiştir. Yanlıştan dönmeyi düşünmüş müdür?
Yoksa “hem kadını öldürmüş hem de utanmadan bana laf ediyor” diyebilmiş midir? Diyebilecek midir?
Kimi tercih edecektir?
Renkli başörtüler takan ve anlaşamadıkları kocalarından boşanmak isteyen kadınları mı ya da eli kanlı erkekleri mi?
Söyle cevabını Fatma Şahin.
O erkek senin şahsında hepimizi tehdit ediyor.
Hepimizin inandığı iyi ve güzel şeyler aşkına sahip çıkman gerekenler kim?
Kimler senin sahip çıkman gereken “taban”.
Senin, benim, bizim insanlarımızı kimler temsil ediyor?
Kimler temsil etmeli?
Ölen kadın ölümü hak etmiş miydi?
Erkeğin karşısında çok mu konuştu, hak mı talep etti? Neydi affedilmez suçu?
Ölen kadın senin çıkardığın kanunları mı hak etmiyordu yoksa. Bizim ülkenin kadınlarına bizim ülkenin yasalarında yazdığı kadarcık hak bile fazla mıydı?
Kadınlara o yasalarla bile fazla mı yüz verildi?
Bu ülkenin kadınlarına AKP zihniyetinin uygun bulabileceği haklar derecesi bile fazla mıydı?
Bu haklar daha ne kadar kısılmalıydı ki katil erkeklerin yüreği soğusun?

*
Herkes durumu iyice görmeli.
Karısını öldüren o adam işlediği cinayetlerin gerçek nedeni olarak Fatma Şahin’i yani muhtemelen kendisinin de içinde yer aldığı muhafazakar dünyanın hükümetini görüyor.
Biz muhalifler de kadın cinayetlerinin artışı konusunda AKP’yi hatalı buluyoruz.
Adam AKP hükümetini kadınları fazla özgür bıraktığı için suçluyor.
Biz AKP hükümetini kadınları özgürleştirmediği için.
AKP şimdi bu iki faktörün gerilimi üzerinde taşıyor.
Muhafazakarlar genç kadınların baş örtülü olarak üniversiteye gitmesini istiyor ve bunu sağlıyor ama genç kadınların başörtülü olarak üniversiteye gitmeleri sadece başörtülü olmaları demek değildir. Üniversiteye gitmek de demektir. Hayat başörtüsü takabilmekten ibaret değildir. Hayat şişede durduğu gibi durmaz. Üniversiteye gitmek şişede durduğu gibi durmaz.Üniversiteye gitmiş kadınlar üniversite mezuniyetinde omuzlara da alınabilir şaşırmayacaksınız.Üniversiteye gitmek insanı üniversal yapar aynı zamanda.
Üniversitenin sadece başörtüsü takmasını alamazsınız.
Avrupa’nın sadece tekniğini alamazsınız.
Avrupa’nın sadece üniversitesini alamazsınız.
Avrupa bir pakettir.
Avrupa’nın ahlakını da almak zorunda kalırsınız.
Avrupa’nın tekniğini almış kadınlar elbette ki tekniğini almış olmakla yetinmezler. Size dünyanın kaç bucak olduğunu gösterirler.
Kadınlar Avrupa’dan sadece duble yol, hızlı tren, hava alanı ve köprü almaz.
Kadınların öldürülmediği bir dünyanın ahlakını da alır.
Gerçek bir kadın kurtuluş mücadelesi veren kadınların öncülüğünde, o ahlakı kendi ülkesinde kuracaktır.
O ahlak kadınların kahkaha atmamasıyla ilgili değil ölmemesiyle ilgili bir ahlaktır.