Hakan Öztürk / hakanozturk1871@gmail.com / 2014.06.18

 

Cumhurbaşkanlığı seçimleri geldi çattı. Bu sefer muhtarlık seçimleri imkanı da yok. Mecburen Türkiye çapında bir seçimle karşı karşıyayız.

Sol bu durumdan hiç hoşlanmıyor.

Çünkü en başında herhangi bir meseleyi bütün ülke ölçeğinde ele almak prensibinden çok geri düşmüş durumda. Bir meseleyi bütün ülke ölçeğinde ele almaya başladığınızda her şey sırasıyla önünüze gelir.

Kimle ittifak edeceğinizi düşünmeye başlarsınız. Bizim solun ise böyle bir problemi yoktur. Her seçimde büyük bir kibirle kendi dışındakileri ne kadar beğenmediğini anlatır. 

Sadece ittifak edilecek. Zaten herkes birbirini tamamen beğense aynı parti içinde olunurdu.

Sonuç olarak eğer ittifakları düşünürseniz Kürt hareketiyle de ne yapacağınızı düşünürsünüz. Bu sizi sosyalistlerin yanı sıra bütün demokratlarla birlikte olabilme noktasına getirir.

CHP ile olacak durumu düşünürsünüz. CHP tabanına nasıl seslenebileceğinizi düşünürsünüz.

AKP tabanıyla nasıl bir temas kurabilirim diye düşünürsünüz.

Çünkü bizler bir avuç sömürücü dışındaki bütün toplumla temas kurabiliriz ve kurmalıyız.

Bu sorunları önümüze koyarsak politikleşebiliriz.

Bu sorunları önümüze koymazsak zaten herhangi bir sorunumuz olmayacak.

Yaz da gelmiş durumda.

Herkes kamplarına koşacak, festivallerine koşacak, panellerine koşacak.

Kendi kimliklerini ihya edecekler. Solcu olmayı bir kültürel kimlik olmaya indirgemekle gurur duyacaklar. Siyasal düşünmekten uzaklaşacaklar ve yaz bitince tam bir nihilist olarak yurda dönecekler. 

Seçimlerde bu kadar düşük oy aldığımıza çok üzülecekler.

Herkes kendine kızacak ama bir dahaki seçimlerde yine aynı şeyi yapılacak.

Şunu çok net bir şekilde söylemek istiyorum.

Solu apolitikleştiren en büyük neden seçimler sürecini dikkate almamasıdır. Burada seçimleri kazanmaktan söz etmiyorum. Söz etmek istediğim seçimlerin zorluğuna göğüs gerebilmektir. Onun zorluğunu görebilmektir. El yumruğu yemediği için kendi yumruğunu balyoz zannetme psikolojisinden çıkabilmektir.

İnsanları ikna etmek çok zordur ama şarttır.

İkna olmadan olmaz.

Zannedildiği gibi halkımız cahil falan değildir. Kandırılmamaktadır. Halkımız kandırılıyor diyenler kendini kandırmaktadır. Her şey bir yanılsama ya da bir rüya değildir.

Sosyalizm düşüncesi insana bir sorunun köküne inmeyi ve ısrarla o sorunun içsel mantığını kavramayı öğretir. Bizim sol bunu yapmadığı için herkesi kandırılmış olarak görüyor. Bir süre sonra madem herkes kandırılıyor o zaman ben de birilerini kandırayım diyerek bu türden zayıf örgütlenme ilişkilerine giriyor.

Hadi gelin kampa gideceğiz, pikniğe gideceğiz deyip insanlar çağırılıyor. İnsanlar da “ne kadar güzel siyaset değil kampmış, piknikmiş” deyip geliyorlar. Bizimkilerde de bu kandırılmışları daha da kandırıp solcu yapıyor.

Herkesin kandırıldığını sananların sonu budur işte.

O da kandırmaya kalkışır.

*

Bunlar bizim derdimize deva olamaz.

Sosyalizm fikri saklanacak, utanılacak ya da perdelenmesi gereken bir fikir değildir.

Kafa kol ilişkilerine ihtiyaç duymaz. Dibine kadar kamp-piknik-konser-festival sosuna bandırılması gerekmez.

Sosyalizm siyaseti kendini açık açık ortaya koyar.

Seçimlerde ortaya koyar.

Taksim’i kazanma mücadelesinde ortaya koyar.

Gezi Direnişi’nde ortaya koyar.

Forumlarda ortaya koyar.

Eğer koymazsa apolitikleşecek ve kendisini kültürel kimlik katına düşürecek demektir.