Yeni yargı paketi meclis genel kurulundan geçti. Türkiye’nin gündemi bu kadar yoğun iken, yanı başımızda Ortadoğu yanıyor iken bunun önemi var mı?

Var, tabii ki var. Bu içinde envai çeşit düzenlemeyle torba kanun olarak düzenlenen paketin adı bile “Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı”.  Ama çeşit çeşit şey düzenleyen bu pakette, en caydırıcı ceza gerektiren suçlardan “kadın cinayetleri” yine yok. Kadına yönelik şiddetle ilgili başka bir şey de yok, pakette kadının adı yok.

Pakette her şeye yer var, yine bir kadına yer yok.

Kadın öldürenler ağır ceza almalıdır.  Bunu niye söylüyorsun tabi ki böyle olmalıdır demeyin. İşte ortada: AKP böyle düşünmüyor, kadın öldürenleri cezasız bırakıyor. (Şiddet sadece cezayla çözülmez konusu ise ayrı bir konu, elbette sadece cezayla çözülmez ama daha “kadın cinayeti” yasada bile yer almıyor iken önce biz asgari olarak gereğini yapalım da bir, sonra mücadeleye devam. Bu dönemde “cezayla çözülmez” yaklaşımını çok dile getiren kadın kurumları hata yapıyor; AKP ile aynı yere düşüyorlar).

Bir insanı sırf kadın olduğu için çekip öldürmek, bir insanı sırf Şii olduğu için öldürmek gibi oysa. IŞİD gibi bir ilkçağ canlısı ne ise, kadın katili de odur. Ama AKP için ikisi de olur, işte oluyor.

Erdoğan ile IŞİD birbirlerine benziyorlar; herkesten nefret eden ve nefret kazanan yönleriyle. Ha ama AKP oy alıyor öyle mi? Ona bakarsak IŞİD de Amerikan ordusunun ilerleyemediği Irak’ta, Sünni desteği ile tam gaz ilerliyor. Sandık kursa belki oy da alır. Bu gerçeği değiştirir mi?

*

Köşk, Çankaya, Cumhur…

Hepsi hemen sembolize ediveriyor cumhurbaşkanlığını. Çünkü “cumhurbaşkanlığı” sembolik bir makamdır ve öyle kalmalıdır.

Erdoğan bence en az on senedir bu “köşk”ü düşlüyor. Ama orada oturmak için değil, oradan her şeyi yönetmek, orayı ve ülkeyi değiştirmek için. Memlekette bir düzey demokrasi varsa onu da lağvedip başkanlık rejimi kurmak, rejimi değiştirmek için düşlüyor. AKP bunu açık açık söylüyor iken daha öyle mi, böyle mi, acaba diye sorulur mu?

Bülent Arınç - bir de hukukçu olarak - AKP kimi aday gösterirse milletimiz onu seçer der iken, demokrasiyle bir alakası kalmış mı?  Memleket sadece AKP’ den mi oluşuyor,  geri kalan %55 nereye gitti. Ellerinden gelse tam olarak IŞİD gibi bile yapabilirler. Erdoğan’ın polise “nasıl sabrediyorsunuz” demesi bunun açık kanıtı değil mi?

Bu sözden sonra doğrudan ateş açılarak iki insanımızı, başı bomba ile parçalanarak bir çocuğumuzu toprağa verdik.

Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olması, sürekli kaldırdığımız cenazelerimiz demektir. Onun köşk düşü, toplumun bütün kesimleri için kâbus demektir.

Şu anda Türkiye’de cumhurbaşkanlığı seçimleri bir bu nedenle, ikinci ve bir o kadar önemlisi halkın seçecek olması nedeniyle demokrasi mücadelesinin başlıca konusudur. İlk defa halk seçecek diyor seviniyoruz ya, Erdoğan cumhurbaşkanı olursa bunun bile garantisi yok, bu seçim son defa da olabilir.

CHP, MHP ile beraber topa iyi girdi, AKP’ye beklemediği bir hamle yaptı. Yaptığı istişarelerde dile getirilen “kadın olsun”, “genç olsun” gibi kimlikçi, özcü önerileri ve ulusalcı-darbeci yaklaşımı aşarak bir isim önerdi.

Önemli olan HDP.  Hazırlığını yapıyor, o da düşünerek bir aday açıklayacak elbette. Biz de bu ortak aday etrafında çalışmalı, elimizden geleni yapmalıyız. HDP için aday kim olursa olsun, oyları esastan belirleyici olacak bir role sahip olacak, bu da çok iyi.

Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olmasını durdurmak için hepimiz elimizden geleni yapmalıyız.

İlk turda yıprattığımızı, 2. turda yıkabiliriz.  Bu mümkün. Emek ile kararlılık ile ama her şeyden önce o yola koyulmak ile mümkün.

Sol, sosyalist muhalefet ise konsere, kampa, tatile hazırlanıyor gibi. Buna da diyecek söz bulamıyorum.