Türkiye’de kadın cinayetleri devam ediyor ve yılın ilk ayında ne yazık ki öldürülen kadınların yaş ortalamasının giderek düştüğünü gördük.  Kadınlar çocuk yaşında, daha hayata yeni başlamış iken de öldürülmeye başlandı.

Bir yandan bu olurken, bir yandan da toplum buna tepki verdi ve son hafta içinde üç kadının hayatını kurtardı. Samsun’da ve Düzce’de halk şiddete uğrayan kadını “asla yalnız bırakmadı”, aldı erkek egemenliğinin elinden.  

İstanbul’da ise, şiddet ihbarına giden iki polis memuru bıçaklandı. Ağır yaralanan polislerden Mehmet Emin Aydın, hastaneden hayatını kaybetti. Yani bir kadın cinayetini, bir polis hayatını kaybederek durdurdu. Polis memurunun ailesinin başı sağolsun.

Sokakta kim ne zaman kavga etse ya da bir tür şiddete maruz kalsa, “etrafta kimse yok muydu”?” diye sorulur ilk. Umutsuzlar hep “seyrettiler” der. 

Demek ki seyretmiyormuş halkımız. Seyretmek ne kelime, “kadın cinayetlerini durduruyormuş” işte.

İşte burada kadın cinayetlerinin durdurulmasının gerçek ip uçları var.

Neden bu kadar kadın cinayeti var? sorusunun yanıtı aslında bir yandan olumlu bir gelişmede gizli. Toplumun ilerleyişi ve buna kadınların uyum sağlaması, biz de kadınların canı pahasına yaşanıyor; kadınlar kendi hayatlarına karar verme uğruna can veriyordu. Bunun böyle olmasında, AKP’nin kadınlar için eşitliği de beraberinde getiren bütün modern politikalara karşı bir savaş açmasının büyük payı var.

Türkiye’de kadınların modern anlamda haklarına kavuşmasına direnen erkek egemenliği, sırtını AKP’ye yaslarken, işte şimdi kadınlar da sırtını topluma yaslıyor, önemli olan budur.

Bu zaten AKP’nin büyük açmazıdır; hem sürekli AVM’ler, otoyollar yapacaksın, eğitimde modernleştik şunu getirdik, bunu götürdük diyecek, bununla övüneceksin hem de bütün bunlardan kadınların da yararlanmasının sonuçlarını istemeyeceksin.

Halen modernleşme sürecini yaşayan Türkiye’de bunun hız kazandığı tarihsel dönemim AKP’ye denk gelmesi, başta kadınlar olmak üzere toplum için büyük bir şanssızlık iken, işte şimdi toplum bunu tersine çeviriyor.

 “Kadınlar öldürülmesin” demek, Türkiye modernleşecek demektir. Buna kadınlar dahildir, kadınlar haklarına kavuşacak demektir. Bunu sadece kadınların değil,  tüm toplumun söylemesi, hatta yapmasıdır, bu hafta iki kadının hayatını halkın kurtarması, toplumun böyle düşündüğünü ve bunu “eğitim alarak” değil, somut olayın içine girip özne olarak yaptığının çok iyi birer örneğidir.

*

Kadınlar korunmak için polise başvurduğunda da yanıt alamıyor ve göz göre göre öldürülüyor iken bu hafta, şiddet ihbarı üzerine eve gelen polis, her zaman olduğu gibi kadını erkekle barıştırmak ve çaresiz bırakmak yerine, hayatını kaybederek hayat kurtardı, bu da çok önemli. Ama Emniyet Amiri fail için “psikopat bir şahıs” dedi.  Psikopat değil o, sizin şimdiye kadar cesaret kazandırdığınız erkek şiddeti o. Politik olarak cesaret kazandığı için kadınları öldürülebilir görüyordu. Bundan vazgeçerseniz, kadınların da, polislerin de hayatı kurtulacak.

Şiddet uygulayan erkeklerin psikopat olmadığı gibi ( şiddet sadece bir ruh sağlığı sorunu olsa meclisin çoğunluğunun da hastanede olması gerekirdi), Kabataş’ta şiddete uğradığını iddia eden kadın da “postpartum depresyon” nedeniyle yapmadı bunu.

Her politik şeyi, tıbbı bir açıklama yaparak örtmeye çalışmayınız.

Bütün bu olayların bu hatta olması da tesadüf değil. Haftaya baktığımızda, başbakanın Kabataş’ta başörtülü bir kadının saldırıya uğradığı iddiası için, bütün imkanlar seferber edilerek araştırma yapıldığı, seksene yakın kameranın izlenip, bölgedeki bütün baz istasyonlarının incelendiği, olay anında orada olan bütün insanların ifadesinin alındığını gördük.

El insaf dedik; burada yapılan bu kapsamlı araştırmanın yüzde biri bile kadınlar gerçekten ölümden kaçarken yapılmadı?

Farkında mısın AKP, işte sen bununla meşgul iken, artık sana bu soruyu halk soruyor, bu yüzden kendi kurtarıyor kadınları ve “kadın ve şiddetten söz ediyorsan, esas konu budur” diyor. Kabataş konusunda iş “postpartum depresyon” dediğimiz doğum sonrası ruhsal çöküntüyü tartışmaya kadar gitti. İşte halk diyor ki, “bırakınız bunları, kadınlar öldürülüyor, bunu durdurun”.

Ama AKP, yine farkında değil toplumun ne istediğinin, tutmuş Malatya’da seçim için “kadına köle olma, ailene reis ol”  afişi yapmış.

Toplumun geldiği noktaya bakın, AKP’nin kafasına bakın. Bu kafayla değil ülke yönetmek, yaşanır mı?