Zuhal Güneş; çalışan, geçim derdi peşinde olan milyonlarca kadın kardeşimizden biri. Biliyorsunuz, Türkiye şartlarında bir kadının kendi ayakları üzerinde durması için epey bir mücadele vermesi gerekir. Muhtemel ki Zuhal de ekonomik olarak bir güvenceye kavuşabilmek için buraya kadar önemli çabalar göstermiştir.

Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde Elginkan topluluğu bünyesinde faaliyet gösteren Valfsel Armatür A.Ş. de yıllarca emek vererek çalışmış. Onunla tanışıp yüzüne, gözlerinin ifadesine baktığınızda anlarsınız ki; karşınızda aklının, emeğinin ve haklarının son derece farkında olan, kararlı bir kadın duruyor. Yüzü, emeğiyle geçinen milyonlarca kadın kardeşi gibi.  Yanı başında ona omuz veren mücadele eden kadınlar gibi…

İşte tam bu gerçeği bir türlü anlamayan- anlamak istemeyenler var.  Kadın ve sekreter olunca Zuhal’e rahatlıkla cinsel tacizde bulunabileceğini sanan Genel Müdürü H.O. gibi erkekler ve onu aklamak için çırpınanlar, kadınların haklarından vazgeçmeyeceğini bir türlü anlamıyorlar.

Ama artık bu gerçeği görseler iyi olur çünkü bu davayı, biz kadınlar kazanacağız.

Yerden göğe kadar haklıyız. Zuhal sessiz kalmadı; işyerinde cinsel tacize uğrayarak çalışmayı kabul etmeyip hakkını- aslında kendi nezdinde tüm kadınların işyerinde cinsel tacize uğramadan çalışma hakkını- arıyor. Şirket önce onu oyalıyor, sonra konuyu örtmeye çalışıyor, olmadı mobbing uyguluyor ve Zuhal’in kararlılığı devam edince iş akdini feshediyor.

Adalete bakınız; hem hak ihlaline uğrayacaksın; cinsel tacize karşı susup oturmaz isen de en temel hakkından; işinden olacaksın.

Bu adaletsizliği kabul etmeyen Zuhal, mücadelesini “şahsen” yürütmüyor, yapılması gereken en isabetli şeyi yapıp mücadele eden kadınlarla birleştiriyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ve destek veren çok sayıda kurum ile beraber tutulan nöbet eylemlerinde, Manisa Organize Sanayi Bölgesi çok farklı bir ses ile dolup taşıyor.  

Ne zaman “farklı bir ses” duysa hep aynı senaryoya sarılanlar, şimdi de nöbet tutan belli sayıda kadından bile korkup eylem sırasında fabrika önüne çevik kuvvet getiriyor, tırları çalıştırarak onların umut veren sesini bastırmaya çalışıyor, yerel basını susturuyor, suçluyu aklamaya, hak kaybına uğrayanı yargılamaya uğraşıyor.

Boşuna uğraşıyorsunuz; bu dava açılacak.

Mücadele eden kadınların hedefi, cinsel taciz davasının açılmasını sağlamak.

Elbette, dava açılsa dahi iş bitmeyecek. Yıllardır kadın cinayeti ve diğer hak arama süreçlerinde gördüğümüz adaletsizlikler burada tekrarlanabilir. Başta indirimler olmak üzere suçlu erkeklerin değil kadınların yargılanmaya çalışılmasına tanık olabiliriz, o zaman da tüm bunlarla uğraşacağız. Ama bir mücadele sonucu davanın açılmasını sağlamak bile bizim için bir kazanım olacak, işyerinde tacize uğrayarak çalışmak zorunda kalan birçok kadın kardeşimize umut ve cesaret olacak, emsal oluşturacak.

*

Zuhal Güneş, yaşadıklarını Elginkan Vakfı yönetim kurulu başkanı Gaye Akçen’e bildirdiğinde, “Kimseye anlatma rezil olursun, bir sekreter için genel müdürümü atamam” cevabını aldığını anlatıyor.

Devletin bir  “aile şirketi” gibi, “şahsen” yönetilmeye çalışıldığı, cinsel istismara uğrayan çocukları değil ENSAR Vakfını koruyan bakanların tebrik edildiği, ölçülemez rezilliğin yaşandığı bu günlerde, Gaye Hanım kendini rahat hissediyor olabilir. Ama ona ve bütün bu suçlular cephesine en iyi yanıtı, Zuhal’in sözleri veriyor:

“Makamların büyüklüğü tacizi haklı kılmaz”.

O makamlar, o koltuklar, saraylar, saltanatlar, bu suçların;  insanlık ayıplarının ağırlığıyla dolu. Ve bu kadar ağırlığı taşıyacak bir insanlık tarihi yok, henüz üretilemedi.

Asla üretilemeyecek de. İnsanlık ölmedi diyenler mutlaka çıkacak…