Kadınların kurtuluşu nasıl mümkündür? Kadınlar dünya üzerindeki tüm eşitsizlikler ortadan kalkmadan, tek başına kurtulabilir mi? Peki devrim için mücadele etmek kadınların kurtuluşu için yeterli midir? “Kadın sorunu”nun devrim ile çözüleceğini söylemek; günümüzde kadınların, kadın olmaktan kaynaklanan sorunlarının çözümü için ne öneriyor? Kadınlar öldürülmediğinde, şiddet görmediğinde ve işgücüne dahil edildiğinde, sorunlar çözülecek midir?

Kadınların toplumdaki yeri, yaşadıkları eşitsizlik, o dönemin üretim ilişkileri üzerinde yükselen toplumsal durumların bir sonucudur. O nedenle de, kadın ve erkeğin iktisadi yaşamda ve aile içindeki rolleri, kadının toplumdaki konumlanışı, aile biçimleri ve cinsiyet rolleri de buna göre şekillenir. Ancak bunlar mutlak değildir, değiştirilebilir. Örneğin; kadınların üretken olmayan ve el konan ev içindeki işlerden tam olarak kurtulup, toplumsal üretime katılması gerekir. Kapitalist üretime geçilmesi ile kadınların da üretim süreçlerine katılması mümkün oldu. Böylece ev içindeki yeniden üretimin ve ailenin temelleri feodal toplumdakine oranla sarsılmış oldu; ancak kökten değişmedi. Çünkü kapitalizm kadınların özgürleşmesiyle, kurtuluşuyla ilgilenmese de; ekonomik olarak bağımsız olmasını sağlayabilir ve bu, kadınların haklarını ve özgürlüğünü kazanmasına ve güçlenmesine yarayabilir. . Çünkü bir kapitalist her zaman için sadece ve sadece karını, piyasa koşullarını düşünür. Karını düşünerek kadınların işgücüne katılmasını ya da kadınların iş gücünden çıkmasını ister; yine de bu gelişmeler göreceli olarak da olsa, kadınların ilerlemesini ve özgürleşmesini sağlayan adımlardır. İktisadi olarak kadının erkekten bağımsız olması, kadınların siyasi ve toplumsal olarak erkek egemenliğinden ve baskısından kurtulmasını sağlamaz. Ekonomik olarak kendi ayakları üzerinde durabilen kadın, siyasi ve hukuksal olarak da erkekle eşit olmalıdır.

Ancak ilerici de olsa yalnızca reformlar ile, kadınların durumunu sadece iyileştirmek mümkündür. Toplumun yarısını oluşturan kadınların, en temel çelişki yani sınıf çelişkisi ortadan kalkmadan kurtulabilmesi mümkün müdür? İki temel çelişkinin ortadan kalkmadığı durumda kadınların tam olarak kurtuluşundan bahsedemeyiz. En temel çelişki olarak sınıf çelişkisinin ortadan kalkması ve kadın-erkek eşitliğinin her alanda sağlanması gerekir. En büyük eşitsizlik olan sınıf eşitsizliği kalkmadığı sürece sömürü devam eder. Kimse kimseyi sömüremez kuralı işlediği zaman eşitlikten bahsedebiliriz. İnsanlığın kurtuluşu kadınlar kurtulmadan mümkün değildir; insanlık kurtulmadan da kadın erkek eşitliği sağlanamaz.

O nedenle de bütünlüklü mücadele etmeden, toplumun bir parçası olarak kadınların kurtulması beklenemez. Kadınların kadın olmaktan doğan sorunlarına karşı; yani hem kadın cinayetlerine, kadına yönelik şiddetin ve ayrımcılığın her türüne karşı mücadeleyi yükseltmek, hem de sınıf çelişkisini ortadan kaldırmak için mücadele etmek sosyalist feministlerin görevidir. Nasıl ki sadece beyaz kadınların beyaz erkeklerle eşit olması için mücadele etmek yeterli değilse; siyahi kadınların beyaz kadınlarla eşit haklara sahip olması ya da işçi kadınların burjuva kadınlarla eşit olmasını savunmak, mücadele etmek de gerekir. Tüm ayrımcılıklar ortadan kalkmadan, yani siyahi ve beyaz kadın arasındaki; işçi ve burjuva kadın arasındaki eşitsizlik ortadan kalkmadıkça da hem kadınların erkeklerle, hem de tüm kadınların birbirleriyle eşitliğinden bahsetmek mümkün değil.

Aç ile tokun, mülkü olan ile mülksüzün eşitliği nasıl kapitalizmde mümkün değilse; sömüren patrona karşı sömürülen kadın/erkek tüm işçilerin örgütlü mücadelesi olmadan, üretenlerin yönettiği bir dünyaya ulaşılamaz. O yüzden de bir kadın da günümüz üretim ilişkilerine girdiğinde, bir erkek işçi gibi kapitalistin sömürüsü ve baskısı altına girer. Bu nedenle de, kadın ve erkek emeğinin çıkarlarının birbirine karşı karşıya konması değil, bir araya getirilmesi gerekir. Tüm bir sınıfın çıkarı olarak, birlikte kapitalistlerin çıkarına karşı konmalıdır.

Kapitalizmin ortadan kaldırılması elbette ki kadınların eşit olması ve kadınların eşitlik mücadelesi vermesi için daha uygun koşullar sağlamakla birlikte, üretim ilişkilerinin topyekûn değişmesiyle üretim araçlarının dönüştürülmesi, patriyarkal geleneği tamamen ters yüz etmeye yetmeyecektir. Kadınların ezilmişliği, kapitalizmle gelmemiştir; yüzyıllar önceden gelen ezilmişlik üretim ilişkileri değiştikçe farklı biçimlerde devam etmiştir. Kadına karşı her türlü ayrımcılık karşısında mücadele etmek, çözümleri kadınların yararına olan değişiklikleri savunmak elbette ki sosyalist feministlerin görevidir. Kaldı ki Sovyetler Birliği örneğinde; kadınların özellikle boşanma, nafaka gibi hakları düzenlenmiş, yasal anlamda kadın-erkek arasında tam bir eşitliğin sağlanması için düzenlemeler yapılmış, aşevleri, çocuk yuvaları kurulmuştur. “Ama yine de” der Lenin, “Yasa önünde eşitlik, henüz yaşamda eşitlik değildir. Emekçi kadın yalnız yasa önünde değil, bilakis yaşamda da erkekle hak eşitliğini sağlamalıdır.”

O yüzden de sosyalist feministler, hem günümüzde kadınların karşı karşıya kaldığı can yakıcı sorunlarla mücadele etmek zorundadır, hem de kapitalist sistem karşısında mücadele vermek durumundadır. Günümüzde 2018 yılında ülkemizde öldürülen 440 kadın, yüzlerce fiziksel, ekonomik, cinsel ve psikolojik şiddet gören kadın varken; 11 milyon kadın işgücüne bile dahil edilmezken, “Kadınların bütün yakıcı sorunlarının çözümü için ne yapmak gerekir?” sorusuna güncel çözümler üretmek zorundadır. Kaldı ki, sosyalist bir devrim olduktan sonra da, kadınların kendi sorunlarını ancak kendi mücadeleleriyle çözmesi gerekecektir.