2017-2030 Türkiye Elektrik Enerjisi Talep Projeksiyonu Raporu haberi geçen hafta basına düştü. Rapora göre 2017’de en düşük 288 milyon MWh (megawatt saat) elektrik tüketimi bekleniyor. Aslında projeksiyonlarda bu rakama 2015’de ulaşılması öngörülmüştü, olmadı.

Yeni aldığımız beyaz eşya eskisine göre daha az yakarken, evimizdeki tüketimimiz hemen hemen aynı kalırken, nasıl Türkiye’nin elektrik tüketimi artmaktan öte katlanıyor ve ona rağmen fazla fazla tüketim tahminlerinde bulunuluyor? Neden Trakya’nın ortasında su toplama havzasına, ya da Nallıhan Kuş Cenneti’ne komşu köye termik santral yapılır? Neden borulara yada kanallara hapsolmamış bir dere kalmamıştır. Neden patlaması ile ünlü nükleer santral Akkuyu’ya yapılır? Asıl önemlisi bütün bunların parasını neden hep biz veriyoruz?

Tek açıklaması “enerjiye ihtiyacımız var” sözü. Ama “kimin doğayı yok edecek, iklimi değiştirecek, faturayı halka ödetecek bir enerjiye ihtiyacı var?” sorusuna cevap verdiğimizde çok şeyi öğreniyoruz.

Tam da bu esnada TÜİK 2015 yılık elektrik tüketimi sektörel detaylarını açıkladı.

2015’DE SANAYİ ÇOK ELEKTRİK YAKTI

TÜİK’in Net Elektrik Tüketiminin Sektörlere Dağılımı çalışmasına göre, 2015 yılında 217,3 milyon MWh elektrik tüketilmiş. Bu miktar bir önceki yıla göre %4,8 artış anlamına geliyor bu. Bütün sektörlerdeki artış bu oranın altında kalırken, bir tek sanayi sektörü bu oranın üstüne çıktı. Sanayideki elektrik tüketimi bir önceki yıla göre %5,7 arttı.

NE KADAR AVM, O KADAR ELEKTRİK TÜKETİMİ

Elektrik tüketiminin yarısından sorumlu sanayideki bu artış tam da “enerji ihtiyacı” söylemine denk düşüyor. 2015 yılındaki artış bize bu fikri verse de, 5 yıl yada daha uzun bir döneme baktığımızda “enerji ihtiyacı” ticaret sektörü, belki de bir anlamda AVM’ler demek. 2000 yılından bu yana elektrik tüketimi toplamda %121 artmış. Aynı dönemde sanayi %112, meskenler ise %100 enerji tüketimini arttırmış. 15 yılda bu oranlarda artış iyi bir şey değil. Ama ticaret sektörü tam %344 artış göstermiş!

Ticaret sektöründe bu kadar neyin arttığını sorabilirsiniz. Ticaret sektörü altında alt sektörlerin ne kadar elektrik tükettiğine dair bir veri yok. Ama bildiğimiz 1988’de ilk AVM’sine sahip olan Türkiye’nin 2006’da 3 milyon metrekare alışveriş merkezi kiralanabilir alana sahip olduğunu biliyoruz. Bu alan 2016’da ise 13 milyon metrekareyi geçiyor. Durum böyle olunca enerji ihtiyacı sanayi üretim, artan konut sayısı, nüfus desek bile o sektörlerdeki artış oranları ile ticaret sektörü hiç örtüşmüyor. 2000-2015 arası elektrik tüketimi kabaca bir kattan fazla artarken, meskenler sadece 1 kat artarken, sanayi bir kattan az fazla artarken ticaret sektörü tam 3,5 kat artmış. Ticaret sektörü 2000 yılında 1 iken 2015’de 4,5 olmuş.

ENERJİ TAHMİNLERİ YANILDI

Aralık 2012’de 10 yıllık elektrik kapasite projeksiyonunu TEİAŞ yayınlamıştı. Bu çalışma düşük tahmine göre bile 291,8 Milyon megawatt-saat talep tahmininde bulundu. Bir anlamda elektrik talebi o kadar şişirilmişti ki, bugün gerçekleşen talebin üçte biri kadar fazla talep bekleniyordu. Bir başka deyişle, 3-4 yıl sonrası tahminleri bile en muhafazakar artışın bile çok altında kalıyordu.

DOĞRU TAHMİN AKKUYU’DAN EDERDİ

Aslında ne enerji tahminleri yanıldı, ne de AVM’ler boşuna yapıldı. Enerji ihtiyacı söylemi üretimde yeni santral yapılmasını, tüketimde ise onu arttıracak yatırımları beslemesi üstüne kurulu idi. Basit bir örnek verecek olursak, 2015 yılı tahmini ile 2015 yılı gerçekleşen tüketim arasındaki fark tam 2 adet Akkuyu nükleer santraline eşit. Doğru tahmin yapılsa Akkuyu nükleer santralini yapmaya kimse cesaret edemezdi.

Aynı örneği ticaret sektörü için verelim. Dünyada teknoloji geliştikçe sektörlerde elektrik tüketimi belki artabilir ama bu kadar katlanmaz. Diyelim ki bu normal. Sadece konutların elektik tüketimi artışı kadar ticaret sektöründe de artış olsa ne olur? 2000 yılına göre konutlardaki %100 artış ticaret sektöründe olsa 2015 toplam tüketimi neredeyse %10 daha az olur. Yaklaşık 22 milyon MWh’lık bu tasarruf bile tek başına Akkuyu’nun 2 ünitesinin üretimine eşit.

Enerji ihtiyacı söyleminin parçası olan verimsiz bir ticaret sektörü ve ışıl ışıl AVM’ler yarım Akkuyu, şişirilen tahminler ise 2 Akkuyu kadar yatırımın önünü açıyor.

TÜRKİYE ŞİLİ OLSUN

Şili kırsal kesimde yaşayan ve elektriği olmayan aileler için güneş enerjisi hibe programını başlatmıştı. Böylece o kadar uzun mesafelere altyapı götürmek yerine o paraya güneş enerjisini vermeyi tercih etti. Yani kömür dağıtmıyor, güneş panelleri veriyor. Ardından geçen yaz büyük yatırımlar içinde bir ihaleye çıktı. İhale sonucunda 1 kwh güneş elektriği için 2,91 cent verecek. Bu Türkiye’nin son kömür ihalesinde vermeyi düşündüğü 6,04’cent’in yarısı, nükleere verilecek 12,35 cent’in ise dörtte biri.

Türkiye ise gelecekte de böyle devam edecek. Elektrik Enerjisi Talep Projeksiyonu Raporu’na göre 2037’de düşük senaryoya göre 567,6 milyon Mwh, ikinci senaryoya göre 656,1 milyon, yüksek senaryoya göre de 814,4 milyon Mwh çıkacağı hesaplanmış! Yani 2037’deki iki senaryo arasına bile birkaç nükleer santral ve bir düzine termik santral sığabilir. Ama bunun olması için yapılacak alışveriş merkezleri de bu işi kurtarmayacak.

Açık olan şu ki “enerjiye ihtiyacımız var” söylemi nükleer ve termik için gerekçe oluyorken, yapılan AVM’ler bile elektrik talebini şişirmeye yetmiyor. Bu söylem yerseniz yaşamaya devam edecek. “Yok veriler ortada derseniz” başka bir boyuta geçmeye başlayacağız.