New York Times’ın 26 Ocak 1976 tarihli nüshası…

“Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, Irak’ta CIA’den gizlice silah alan kuşatma altındaki Kürt asilerin liderinden Şark usulü üç değerli kilim kabul etti, eşi de bir altın ve inci kolye sahibi oldu.”

Mele Mustafa Barzani, 1974’teki isyan sırasında silah yardımını garantilemek için Kissinger’in Nancy Sharon’la nikâhlandığı özel günü değerlendirmeyi düşünmüştü ama hediyeler yasaya takılmış ve kongre soruşturmasına uğramıştı. İki yıl sonra basına sızan bu olay Kürtlerin mücadelesinde gülümseten bir anı olarak kaldı.

WikiLeaks’in 24 Aralık 2016’da sızdırdığı gizli yazışmalar…

Mele Mustafa Barzani’nin oğlu Mesut Barzani’nin liderliğindeki Kürdistan Bölgesel Hükümeti, Türk hükümetine bazı petrol kuyularını 5 milyar dolara satmayı teklif etti. Teklifi ileten Tabii Kaynaklar Bakanı Aşti Havrami. Teklifi alan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın damadı olarak Enerji Bakanlığı koltuğunu işgal eden Berat Albayrak.

Havrami 16 Mart 2016’da gönderdiği e-postada 5 milyar doları şunlar için istiyor: Türkiye’nin açtığı krediler (1 milyar 150 milyon dolar), TEC’in hizmetleri (514 milyon dolar), Türk inşaat şirketlerinin alacakları (1 milyar dolar), CemCemal ve KorMor Doğalgaz Projesi’nde çalışan şirketlere ödemeler (700 milyon dolar), Şeyhan’da yeni keşfedilen petrol yatakları ile CemCemal/KorMor ve Miran/BinaBawi’dan çıkan doğalgazı taşıyacak boru hattı projeleri için gereken kaynak (750 milyon) ve bütçe açığını azaltmak için gereken kaynak (540 milyon).

Havrami 5 milyar dolara karşılık üç yerde Türkiye’ye pay öneriyor: TakTak, Tawke ve Şeyhan petrol sahaları; BinaBawi ve Miran projeleri; Hurmala petrol kuyusu. Ayrıntılar enerji uzmanlarının işi.

1974’te Kürtlerle Irak yönetimi arasındaki çatışmayı tetikleyen Kerkük’ün altındaki siyah inciydi. Siyah incinin üzerinde bir Kürdistan hayaliyle diplomasinin boynuna sarkıtılan da beyaz inciydi. Kürt’ün geleceği ile petrol arasındaki ilişki kördüğüm şeklinde birbirini bırakmıyor.

***

IŞİD’in domino etkisiyle şehirleri bir bir düşürdüğü 2014’te tamamen Peşmerge’nin kontrolüne geçen Kerkük, bugünlerde yeniden paylaşım kavgasının odağına girdi. Irak ordusu, Haşdü’ş Şabi ve Peşmerge’nin IŞİD’den kurtarmak için aylardır operasyon yürüttüğü Musul da öyle.

Kürdistan yönetimi Bağdat’a karşı petrol kartını kullandığı gibi kendisi kuşatan güçler arasındaki dengeyi de petrol ile kurmaya çalışıyor.

Malum Kürdistan’ı federal bölge olarak tanıyan Irak anayasası petrolü bütün Irak halkının malı sayıyor.

Petrolün Irak yönetiminin kontrolünde ihraç edilmesine karşılık Kürdistan Bölgesel Hükümeti’ne genel bütçeden yüzde 17 pay verilmesi öngörülüyor. Erbil Bağdat’ı bütçe payını kesmekle, Bağdat da Erbil’i merkezden izinsiz Türkiye üzerinden petrol satmakla suçluyor. Bu kısır çekişme karşısında Kürdistan yönetimi Bağdat’ın onayı olmadan çok sayıda şirketle petrol anlaşması yaptı. Türkiye ile de 50 yıllık bin anlaşma imzalandı. Bu anlaşma Bağdat-Ankara ilişkilerini de bozdu.

20 Şubat’ta İran ile Irak enerji bakanları Bağdat’ta iki ülkenin Kerkük petrolünün boru hattıyla İran üzerinden ihraç edilmesini öngören bir proje için memorandum anlaşması imzaladı. Hem Kerkük-Ceyhan hattına alternatif hem de Kürdistan yönetiminin tekelini kıran bir proje. Türkiye’yi bloke eden, İran’ın da derinlemesine nüfuz kabiliyetini artıran bir adım.

Eğer bu hattan Kerkük yönetimine, özelde Kürdistan Yurtsever Birliği’ne (KYB) pay verilirse bunun Kürdistan bölgesine yansımaları da olabilir. Tahran-Bağdat eksenine yakın duran KYB ile Türkiye’yle çalışan KDP arasındaki çelişkiler daha da derinleşir. Siyasi ve ekonomik gücün Erbil’de, yani KDP’de temerküz etmesi KYB ve Goran gibi partilerin protesto ettiği bir durumdu. KYB, KDP’yi dengelemek için alternatif hattı bir fırsat olarak görebilir.

Kerkük ve Süleymaniye’nin ağırlık kazanması halinde dengeler değişebilir. Hatta bundan Kerkük-Süleymaniye-Halepçe-Hanekin’i kapsayan ikinci bir Kürdistan senaryosu bile çıkaranlar var. Anlaşma İran’ın Kerkük’teki rafinerilerin onarılmasına yardım etmesini de öngörüyor. Halihazırda Kerkük’teki havzalardan ikisi Kürtlerin, üçü merkezi hükümetin denetiminde.

2015’te Kürdistan yönetimi Tahran’la Kürt petrolünün Fars (Basra) Körfezi’ne dünya piyasalarına satılmasına imkân verecek bir boru hattının inşası konusunda bir mutabakat sağlanmıştı. Anlaşmaya geçen mayısta imza atılacaktı. Ama Türkiye ile yaptıkları 50 yıllık anlaşma yüzünden Kürtlerin tereddüt etmesi ve Irak’ın rıza göstermemesi nedeniyle plan kâğıt üzerinde kaldı.

İran’la Irak arasındaki anlaşmadan bir gün sonra (21 Şubat) Kürdistan yönetimi Rusya’nın enerji devi Rosneft ile Kürt petrolünün Rus tesislerinde rafine edilip uluslararası piyasalara sürülmesi konusunda anlaşma imzalandı. Böylece Rusya da oyuna girmiş oldu. Rosneft Başkanı Igor Seçin bunun Kürtlerle işbirliğinde bir başlangıç olduğunu söyledi. Yani devamı gelecek.

Petrol alanındaki bu gelişmeler yaşanırken Barzani de Türkiye’nin yakın planındaydı. Barzani 19 Şubat’ta Münih’te Başbakan Binali Yıldırım’la görüştü. Ardından 26 Şubat’ta İstanbul’da Erdoğan’la, Ankara’da Yıldırım’la bir araya geldi. Önemli gündem maddelerinden biri de petroldü.

***

Suriye’deki krizin çözümüne bağlı olarak Musul petrollerinin Suriye üzerinden Akdeniz’e ulaştırılması da hesaplar arasında. Suriye krizinin ekonomik cephesinde Suudi petrolü ile Katar doğalgazının Suriye üzerinden Akdeniz ve Türkiye hattıyla Avrupa’ya taşıma hesabı yatıyordu. Bunun alternatifi Çin’in hayallerini süsleyen İpek Yolu’nun diriltilmesi ve İran-Irak petrolünün Suriye üzerinden Akdeniz’e taşınması projeleriydi.

***

Kürtler ve petrol… Bir kart olarak petrol güçler arasında dans etme imkânı veriyor. Ama aynı zamanda Kürtlerin geleceğini de dans ettiği güçlerin eline bırakıyor. Bir tarafta Irak, İran ve Türkiye, beri tarafta küresel rakipler ABD ve Rusya. Bütün kozların petrol üzerinden şekillenmesi manevra alanı açsa da ciddi bir zayıflığı da beraberinde getiriyor. Sonuçta boru hattının her iki ucunda da birer vana var! Açılıp kapanması güç dengelerine ve Kürtlerin muhataplarının hassasiyetlerini gözetme düzeyine bağlı. Dengelere bağlı olarak bir hattın hükmünü bitiren başka bir hat ortaya çıkıveriyor.

Burada ekonominin tamamen petrol gelirlerine dayanması ve alternatif kaynakların oluşturulamamasının temel bir açmaz olduğunu da vurgulamak gerekiyor. Bu tür bir bağımlılık siyasal ve ekonomik yozlaşmayı da kolaylaştırıyor. KDP’nin içerde devşirdiği toplumsal güç de tek gelir kalemine bağlı.

Sonuç olarak Kürt liderler güç dengelerini birbirine karşı kullanarak mücadeleyi bir yere kadar getirdi. Ancak Kürtlerin siyah inciyle yolculuğu tıkanma noktasına yaklaşıyor.